Laparoskopik Cerrahinin Komplikasyonları

Laparoskopik Cerrahinin Komplikasyonları


Son 20 yıl içinde jinekolojik cerrahide büyük bir değişiklik yaşanmış ve başlangıçta yalnızca tanısal amaçlı kullanılabilen laparoskopi ile her tip jinekolojik ameliyat yapılabilir hale gelmiştir. Gerek kullanılan tıbbi malzemeler ve cihazlardaki gelişim gerekse bu ameliyatların çok sık uygulanması laparoskopiyi güvenli bir ameliyat tekniği haline getirmiştir. Bir cerrahi işlem sırasında arzu edilmeyen bir durum olmasına komplikasyon denir. Laparoskopik cerrahi özellikle deneyimli merkezlerde ve deneyimli cerrahların elinde çok güvenli bir ameliyat olmasına rağmen bazen komplikasyonlar gelişebilir.

Literatürde laparoskopik cerrahinin komplikasyonları ile ilgili yapılan ve 32 205 hastanın dahil edildiği bir çalışmada ,küçük ve büyük tüm komplikasyonlar dahil edildiğinde, risk 4/1000 olarak saptanmıştır. Bu risk tanısal laparoskopide 0.6/ 1000 iken büyük ameliyatlarda 12/1000 olmaktadır. Benzer şekilde Fransa da 29 966 hasta üzerinde yapılan bir çalışmada toplam komplikasyon oranı 4.6/1000 olarak bildirilmiştir. Her iki çalışmada da komplikasyonlar bu ameliyatların yapılmaya başlandığı ilk yıllarda daha yoğun olarak gerçekleşmiştir, merkezler ve cerrahların deneyimlerinin artması ile komplikasyon oranları çok azalmaktadır. Laparoskopik komplikasyonlar genel olarak iki bölümde incelenmektedir.
1. Birinci Etap-Kör Bölüm: Bu bölümde cerrahın laparoskopi için kullanacağı tıbbi cihazları hastanın karın boşluğuna yerleştirirken oluşan komplikasyonlar incelenir.Bu tıbbi cihazlar CO2 gazını verebilmek için kullanılan Verres iğnesi ve ameliyatı yapabilmek için karına yerleştirilen trokarlardır. Bu cihazların yerleştirilmesi sırasında karın içi görülmediğinden bazı yaralanmalar gerçekleşebilmektedir.
2. İkinci Etap-Görsel Bölüm: Bu bölümde ise cerrahın ameliyatınızı yaparken gelişebilecek komplikasyonlar incelenmektedir.
 

Birinci Etap KomplikasyonlarıSubkutan Amfizem: Tüm laparoskopik ameliyatların % 0.4 -2 sinde geliştiği bildirilmiştir. Karın boşluğunu şişirmek için kullanılan CO2 (karbondioksit ) gazının cilt altı dokularda birikmesidir. Bu birikim karın duvarında ,göğüs kafesi üzerinde, boyunda ve genital bölgede şişmeye yol açabilir. İyprognozlu bir durum olup vucud tarafından bu gazın emilmesi ile kendiliğinden tedavi olur.

Damar Yaralanmaları: Yukarıda anlatılan verres iğnesi veya trokarların karın boşlğuna yerleştirilmeleri sırasında bazen damarlarda yaralanma ve buna bağlı kanamalar oluşabilir. Damar yaralanmaları vucudun ana damarlarının ( aorta, ilac damarlar gibi) yaralanması ve daha küçük kılcal damarların yaralanmaları olarak iki ayrı bölümde incelenmektedir.
 

Major (Ana) Damar Yaralanmaları
Son derece nadir görülen ancak tehlikeli komplikasyonlardandır.Büyük damarlarada oluşan yaralanma sonrası karın boşluğuna kanama olmaktadır. Mutlaka ameliyat sırasında acil olarak ve tercihan bir damar cerrahı tarafından onarılması gereklidir. Bu onarım işlemi karın boşluğu açılarak yani klasik ameliyatla yapılmaktadır. Yani böyle bir durumda ameliyatınızın laparoskopik olarak tamamlanması mümkün olamamaktadır. Daha önce bahsettiğimiz 32205 vakalık araştırmada yalnızca 4 vakada gelişmiş olup risk 1000 de 0.12 olarak saptanmıştır.
 

Minor (Küçük ) Damar Yaralanmaları
Bu yaralanmalar karın ön duvarındaki damarlar (epigastrik) , omentum denen karın içinde barsakları örten bir organdan, yumurtalıklar veya rahim üzerinden, komşu organlar üzerindeki damarlardan gelişebilir. Genellikle tedavileri laparoskopik olarak yapılabilmektedir.
 

Mide-Barsak Yaralanmaları: Mide yaralanması laparoskopi sırasında çok nadiren oluşabilecek bir komplikasyondur. Literatürde bildirilen sıklığı 100 000 de 2 dir.Genellikle verres iğnesi tarafından delinme şeklinde gerçekleşir ve genellikle bir soruna neden olmadan kendiliğinden iyileşir.
Barsak yaralanması laparoskopi yapılmaya başlandığı zamandan beri iyi bilinen bir potensiyel komplikasyondur. Bu komplikasyonda önemli olan yaralanmanın farkedilmesidir. Bunu sağlamak için dikkatli bir karın içi gözlemi yapılmalıdır. özellikle daha önceden sezeryan , apendektomi gibi karın ameliyatı geçirenlerde daha sık görülmektedir. Ortalama olarak 10 000 laparoskopi vakasının 6 sında gelişmektedir. Tedavisi ameliyat sırasında yaralanan bölgenin tamir edilmesi yoluyla yapılır. Genellikle onarım işlemi laparoskopik olarak yapılabilmektedir. Nadiren bu yaralanmaları tedavi edebilmek için klasik açık ameliyat yapılması gerekli olmaktadır.Mesane

Yaralanmaları: Nadiren görülmekle bereaber literatürde gerek verres iğnesi ile gerekse trokar ile oluşmuş yaralanmalar bildirilmiştir. Tedavide genellikle laparoskopik onarım yeterli olmaktadır ancak ameliyat sonrası dönemde bir süre idrar sondası kullanmak gerekebilmektedir.

İkinci Etap KomplikasyonlarıBu komplikasyonlar ameliyat yapılarken ortaya çıkarlar. Genellikle karın boşluğuna yerleştirilen yardımcı trokarlar tarafından veya ameliyat yapılarken kullanılan elektrocerrahi cihazları, laser cihazları veya makas gibi aletler ile çalışılırken oluşur. Ameliyat edilen organın çevresindeki başka organlarda hasar gelişebilir. En sık görülen yaralanmalar yine barsaklarda oluşmaktadır. Bunun dışında epigastrik arter yaralanmaları, mesane yaralanmaları, üreter yaralanmaları oluşabilmektedir.

Epigastrik Arter Yaralanmaları: Epigastrik arterler karın ön duvarında her iki yanda yerleşen ve karın kaslarını besleyen damarlardır. Laparoskopik cerrahi sırasında en sık görülen komplikasyon bu damarlarda hasar oluşması ve kanama gelişmesidir. Tedavisinde yaralanma olan bölgeye dikiş atılması, elektro koterizasyon yapılması, nadiren dren yerleştirilmesi gerekebilir.

Mesane Yaralanmaları: Tüm laparoskopik cerrahi vakalarının %1 kadarında gelişebilmektedir. Genellikle orta hatta yerleştirilen yardımcı trokaralar tarafından yapılır. Tedavisinde laparoskopik olarak oluşan defektin onarımı ve mesaneye sonda yerleştirilmesi yeterli olmaktadır. Barsak yaralanmaları: Barsaklar genellikle yapışıklıklar açılırken veya elektrocerrahi yöntemleri kullanılırken yaralanmaktadır. özellikle endometriosis ameliyatlarında karın içinde yumurtalıklar, rahim ve fallop tüpleri ile barsaklar arasındaki yapışıklıklar açılırken gelişme riski yüsektir.Oluşan defekt genellikle laparoskopik olarak tedavi edilebilir. Bazen defekt büyük olduğunda veya laparoskopik onarım mümkün olmadığında açık klasik ameliyata geçmek gerekebilir. 17531 vakalık bir araştırmada barsak yaralanması 27 vakada gelişmiştir (1.5 / 1000). Bu seride yaralanmalar yapışmış olan barsaklar serbestleştirilirken olmuştur ve direk olarak vakanın zorluğuyla orantılıdır.

Üreter Yaralanması: üreter idrarı böbreklerimizden mesaneye taşıyan boru şeklinde bir organdır. Vucudumuzun her iki yanında birer adet bulunur.üreter hem uterus (rahim ) ile hemde yumurtalıklar ile yakın komşuluktadır. Bu nedenle başta histerektomi (rahimin çıkartılması ) ve endometriosis ameliyatı olmak üzere değişik laparoskopik ameliyatlarda yaralanabilir. Bu ameliyatlar arasında LUNA (laser uterine nerve ablation) ve pelvis duvarına yapışmış olan yumurtalığın diseksiyonu özellikle riskli olanlardır. Bu yaralanma üreterin tamamen kesilmesi veya bağlanması şeklinde olabileceği gibi kısmi olarak zarar görmesi şeklinde de olabilir. Bu yaralanmalar bazen tek taraflı olurlar , bazen de 2 taraflı olup idrar yapmayı imkansız hale getirebilirler. Yaralanma saptandığı anda derhal tedavisi yapılmalıdır. Tedavide bu organın devamlılığının sağlanması esastır. Bu ameliyat genellikle bir üroloji uzmanı tarafından yapılır.Klasik açık ameliyat yapılması gerekebilir.

CO2 Gazı Embolisi: Son derece nadir bir komplikasyondur. Co2 gazının damar içine geçerek kan dolaşımını bozmasıdır. Sıklığı 1/63000 olarak bildirilmiştir.

İnsizyonel Herni (Fıtık Gelişmesi): Ameliyat yapılan küçük insizyonlarda nadiren fıtık gelişimi olabilir. Tedavisi diğer fıtıklarda olduğu gibidir. özellikle şişman ve şeker hastalığı olan hanımlarda risk fazladır. Tüm bu komplikasyonlar size bilgi vermek için listelenmiştir, sizi korkutmak için değil. Bütün ameliyatların ve ameliyat olmanızı gerektiren hastalığınızın komplikasyonları vardır. Ancak karşılaştırmak gerekirse gebe kalmak laparoskopik cerrahiye göre 9 kat daha güvensiz ve riskli bir klinik durumdur. Laparoskopik cerrahi araba kullanmaktan 10 kat daha güvenlidir.