Gebelik ve Şeker Hastalığı

Gebelik ve Şeker Hastalığı


İnsan vücudunun en küçük yapıtaşı olan hücreler işlevlerini yerine getirebilmek için bazı maddelere gereksinim duyarlar. Bu maddelerden biri de şekerlerin en küçük birimi olan glikozdur. Besinlerle aldığımız şekerler sindirim sisteminde parçalanarak küçültülürler ve hücrelerin kullanabileceği glikoz haline getirilerek dolaşım sistemine dahil edilirler. Yemek sonrası besinlerden kana geçen glikoz, pankreas organından insülin hormonu salgılanmasını uyarır. Salgılanan insülin, hücrelere glikozun girişinde düzenleyici rol oynar. Bu sayede açlıkta da yemek sonrası dönemde de kan şekeri belli sınırlar içinde tutulur. Kan şekerinin kanda az olması kadar aşırı yüksek olması da hücrelere zarar verir.

Diyabet hastalığında ise vücudun çeşitli nedenlerle kan şekeri seviyesini ayarlamasında başarısız söz konusudur. Bunun sonucunda kan şekeri toklukta aşırı yüksek olduğu gibi açlıkta da yüksek seyreder. Kan şekeri seviyesinin yüksek seyretmesi hücrelere zarar verir ve yüksekliğin uzun süre devam etmesi kan damarları üzerinde birçok yoldan olumsuz etki yaratır. Damarlardaki bu bozukluk başta göz, böbrek ve kalp olmak üzere tüm organları etkileyerek bazı ciddi sorunlara yol açar.

 

GESTASYONEL DİABET-GEBELİK ŞEKERİ

Eğer herhangi bir nedenle pankreastan salgılanan insülin yetersiz olursa Tip I diyabet, ya da insülin yeterli olmasına rağmen hücreler insuline direnç gösteriyor ve glikozu kullanamamaktaysa Tip II diyabet ortaya çıkar. Her iki durumda da sonuç kan şekerinin yüksek seyretmesi ve bu durumun organlara zarar vermesidir.

Diyabet hastalığının tanısında değişmez bulgu açlık kan şekerinin en az iki ölçümde normalden yüksek çıkmasıdır. Bu durumda diyabet aşikardır. Kimi zaman açlık kan şeker düzeyi belirgin yüksek olmayan kişilierde şeker yükleme testi (OGTT) ile gizli( latent) diyabet tanısı konulabilir

Şeker hastalığı ilk kez gebelikte ortaya çıkabilir. Buna gestasyonel diyabet( gebelik diyabeti) adı verilir. Tüm gebeliklerin %3-12 sinde görülen gestasyonel diyabet, ilk kez gebelik sırasında fark edilen veya gebelikte başlayan karbonhidrat tolerans bozukluğudur. Gestasyonel diyabet araştırması olan 50 gr OGTT (şeker yükleme testi) 24-28. gebelik haftaları arasında   yapılır. Eğer hastada risk faktörü varsa bu test daha erken haftalarda yapılabilir. Bu test esnasında belli ölçüde şeker içeren su içildikten 1 saat sonra kan şekeri düzeyine bakılır. Bu test için anne adayının aç olması şartı aranmaz. 140 mg/dl'nin altı normal olarak kabul edilir. 140mg/dl’nin üzerinde değer saptanan anne adaylarının %20’sinde gestasyonel diyabet saptanır. 50 gr şeker yükleme testi sonucu kan şekeri 140 mg/dl üzerindeyse kesin tanı için 100gr OGTT yapılır. 100 gr şeker yükleme testi, 3 saat süren bir testtir ve aç karna yapılması gerekmektedir. Açlık, 1. saat, 2.saat ve 3.saat kan şekeri düzeylerine bakılır.

Eğer 50gr şeker yükleme testi yüksek, 100gr şeker yükleme testi sonuçları normal ise veya 100gr testinde sadece bir değer yüksek ise minimal glukoz intoleransı olarak adlandırılmaktadır. Bu hastalara ilaç tedavisi önerilmez ancak diyetlerine dikkat etmeleri önerilir. 100 gr şeker yükleme testinde 2 veya daha fazla değer yüksekse hasta gestasyonel diyabet tanısı alır. Hastaya ilk aşamada diyet önerilmekte, diyete rağmen kan glikoz düzeyi kontrol edilemezse insülin tedavisine geçilmektedir.

 

GEBELİKTEN ÖNCE TANI ALMIŞ DİABET HASTALIĞI

Gebelik öncesi diyabet hastalığı olan anne adaylarının kan şeker düzeylerinin takibi ve bebeğin anne karnında sağlık durumunun değerlendirilmesi de oldukça önemlidir. Bu hastalar gebelikleri boyunca kan şekerlerinin düzenlenmesi için insülin tedavisi alması gerekebilir. Bunun yanısıra kan şekerlerinin gün içinde sık aralıklarla takibi endokrinoloji doktorlarınca yapılırken, bebeğin değerlendirilmesi kadın doğum hekimlerince dikkatli bir şekilde yapılmalıdır.

Geçmiş yıllarda gebelikleri esnasında diyabet tanısı almış anne adaylarına insulin tedavisi ağırlıklı olarak önerilmekte iken sıkı diyet programları ve yeni üretilen güvenilir diyabet tabletlerinin kullanılması ile kan glikoz değerleri kontrol altına alınabilmektedir.

Gebelik esnasında gestasyonel diyabet tanısı alan anne adaylarının ileri ki yaşamlarında da yüz yüze kalabileceği bazı risk faktörleri vardır. Gebeliğin sonlanması ile kan glikoz düzeyleri normal düzeylere dönse dahi uzun dönemde bu hastaları, glukoz tolerans testi normal kadınlara göre 6 kat artmış diyabet hastalığı riski beklemektedir. Yine bu hastaların takip eden gebeliklerinde %30 oranında tekrar gestasyonel diyabet ortaya çıkabilmektedir. Bu nedenle gestasyonel diyabet tanısı alan anne adayları doğum sonrasında da beslenme alışkanlıklarına dikkat etmeli, karbonhidrattan zengin gıdaları öğünlerinde sınırlı almalı, düzenli spor aktiviteleri ile kilo alımlarını kontrol altında tutarak ve belli aralıklarla check-up testlerini yaptırmalıdırlar.

Diğer yandan iyi kontrol edilmeyen kan şeker düzeyleri olan diyabetik anne bebeklerini bazı ciddi sorunlar beklemektedir. Bu nedenle saptanmış diyabeti olan anne adayları bu konuda biliçlendirilmeli etkin bir şekilde kan şekerleri kontrol altında tutulmalıdır. Kontrolsuz diyabeti olan anne bebeklerini bekleyen en büyük sorun makrozomidir (bebeğin normalden iri olması). Bunun nedeni anneden plasenta ( eş) yoluyla bebeğe geçen fazla glikozdur. Karaciğer ve kalpte büyüme görülebilir. Kalpteki büyüme kimi zaman bebekte kalp yetmezliğine yol açabilir. Bebeklerin iri olması nedeniyle sezaryen ile doğum daha sık tercih edilir. Normal vajinal yolla doğum yapan olgularda, bebekte doğum esnasında köprücük kemiğinde kırılma, kola giden sinirlerde zedelenme, kafa derisinde ve bazen kafa içinde kanama görülme riski artmıştır. Sezaryen ile doğumda bu riskler kaybolmaktadır.

Bebeğin iri olmasına rağmen gününü tamamlamış olsa daha solunum güçlüğü sık karşılaşılan bir problemdir. Sözü edilen solunum güçlüğü çoğu zaman “yenidoğanın geçici takipnesi” olarak adlandırılan geçici bir durumdur, doğumdan saatler sonra başlar 2-3 gün içerisinde kaybolur. Solunum güçlüğü nedeniyle diyabetik anne bebeği yenidoğan ünitesinde birkaç gün takip edilebilir.

Bunların yanında kontrolsüz diyabetik anne bebeklerinde başta kalp, mide barsak sistemi ve sinir sistemi olmak üzere ciddi gelişimsel bozukluklar görülebilir. Yine bu bebeklerde görülen diğer ciddi problem doğumdan sonra ilk 3 günde ortaya çıkabilen bebeğin kan şekerinin düşmesine bağlı oluşan hipoglisemi tablosudur. Bu durum sıklıkla doğum sonrası ilk 4 saatte karşımıza çıkar bebekte uyku hali, emme güçlüğü, titreme, vücut ısısının düşük olması, morarma ve kasılma ile kendini belli eder.

Sonuç olarak, gerek anne gerekse bebeği bekleyen olası riskler nedeniyle gebelik öncesinde bilinen yada gebelik esnasında saptanmış diyabeti olan anne adayları konu hakkında bilinçlendirilmeli, hastalar diyet egzersiz programlarına gerekirse verilen ilaç tedavilerine tam uyum göstermeli, bu hastaların takipleri kadın doğum ve endokrinoloji uzmanları tarafından titizlikle yapılmalı ve doğum için yenidoğan yoğun bakım ünitesi olan merkezler tercih edilmelidir.