Gebelikte Yüksek Tansiyon

Gebelikte Yüksek Tansiyon


Hipertansiyon nedir?

Tansiyon(Kan Basıncı), kanın damar duvarlarına içeriden yaptığı basınçtır. Kalp, atardamarlara kanı yüksek bir basınçla iter, bu sayede kan dolaşımı mümkün olmaktadır. Kalbin kasılarak kanı atardamarlara gönderdiği anda saptanan kan basıncına Sistolik (büyük tansiyon) kalbin gevşediği andaki damarlarda saptanan basınca da Diastolik (küçük tansiyon) adı verilir.
Sağlam bir genç erişkinde sistolik basınç 120 mm. Hg (civa), diastolik basınç ise 80 mm. Hg (cıva) basınç civarındadır.

Hipertansiyon, kan basıncının normalden yüksek olmasıdır. Genel olarak sistolik kan basıncının( büyük tansiyon) 140 mmHg ve diastolik kan basıncının( küçük tansiyon) 90 mmHg’dan yüksek olması hipertansiyon olarak kabul edilir.

Gebelikte hipertansiyon tanısı nasıl konulur?

Gebelik esnasında görülen anne ve bebek yaşamını ciddi olarak etkileyebilen önemli risk faktörlerden birisi de hipertansiyondur. Tüm gebeliklerin %7-10’unda görülür. Gebelikte hipertansiyon tanısı, 6 saat ara ile yapılan iki kan basıncı ölçümünün 140/90 mmHg veya üzerinde bulunması ya da 20. gebelik haftasından önce ölçülen kan basıncı değerinden sistolik 30 mmHg veya daha fazla, diastolik 15 mm Hg veya daha fazla yükselme saptanması ile konur. Tüm kan basıncı ölçümleri anne adayı en az 10 dakika dinlendikten sonra,   oturur pozisyonda sağ koldan ve kol kalp hizasında iken yapılmalıdır. Aşırı aktivite sonrası yapılan ölçümler ve evlerde kulanılan bilekten ölçüm yapan tansiyon aletlerinden elde edilen sonuçlar yanıltıcı olabilir.

Gebelikte kan basıncı yüksekliğinin sınıflandırılması nasıl yapılır? Neden önemlidir?

Gebelik sırasında görülen kan basıncı yüksekliği değişik nedenlere bağlı olabilir. Kan basıncı yüksekliği saptandığında anne ve bebek üzerideki etkisi altta yatan nedene bağlı olarak farklılık arzeder. Bundan dolayı gebelikteki hipertansif bozuklukların sınıflaması, yükselmiş kan basıncının tedavisi ve gebeliğin yönetimi, anne - bebek üzerine etkilerinin belirlenmesi ve olası risklerin tespiti açısından son derece önemlidir.

Gebelikte görülen hipertansif hastaliklar aşağıdaki şekilde sınıflandırılabilir;

1-Kronik hipertansiyon: Daha önce bilinen hipertansiyonu olan anne adayları.


2-Gebelik hipertansiyonu: Gebelik öncesi kan basıncı normal sınırlarda olan ve gebelikte ortaya çıkan kan basıncı yüksekliği. Bu gebelerin yapılan muayene ve testlerinde herhangi bir olumsuz bulguya rastlanmaz ve doğum sonrası kan basıncı normale döner.

3-Hafif preeklampsi: Gebelik hipertansiyonuna idrarda protein kaybının eşlik ettiği ve diastolik kan basıncının 90-100 mmHg arasında olan anne adayları.

4-Ağır preeklampsi: Sistolik kan basıncı değerinin 160 mmHg ,diastolik kan basıncı değerlerinin 100 mmHg üzerinde olması ve/veya idrarda protein kaybının artması ve/veya hastanın idrar çıkışının azalarak ayak bileklerinde aşırı olmak üzere ellerde, yüzde ödem ve bunlarla birlikte baş ağrısı, görme bulanıklığı, nefes darlığı, karın ağrısı belirtilerinin bir ya da birkaçının saptandığı anne adayları.

5-Gebeliğin ağırlaştırdığı kronik hipertansiyon (Süperempoze preeklampsi): Gebelik öncesi hipertansiyonun üzerine preeklampsi bulgularının eklendiği anne adayları.

6-Eklampsi: Yukarıda sözü eden bulgulara bilinç kaybının, tüm vücutta kasılma ve nöbetlerin eşlik ettiği anne adayları.

 

Kimler risk altındadır?

Gebelik hipertansiyonun ilk gebeliklerde, anne veya kızkardeşinde preeklampsi öyküsü olanlarda, 20 yaş altı veya 40 yaş üstü gebeliklerde, çoğul gebeliklerde, gebelik öncesi yüksek tansiyon veya böbrek hastalığı olanlarda, kilolu anne adaylarında görülme olasılığı daha yüksektir

 

Gebelik Hipertansiyonun nedeni nedir? ne zaman sıklıkla görülür?

Gebelik hipertansiyonuna yol açan mekanizmalar halen  net olarak aydınlatılamamış olup, tüm dünyada anne ve bebek hastalık ve ölümlerinin en önde gelen  nedenlerinden olmaya devam etmektedir. Gebeliğin  20. haftasından itibaren,    sıklıkla da 28. haftadan sonra bazen doğum sonrası ilk günlerde (ilk 48 saatte) görülebilen, bebeğin eşindeki kanlanma bozukluğu olarak ortaya çıkan hem annede pek çok organ sistemini etkileyen hem de bebeği etkileyen bir rahatsızlıktır. Gebelik Hipertansiyonu, yavaş ya da hızla gelişebilmekte ve hastalık hafiften ciddiye dönüşebilmektedir.

 

Gebelik Hipertansiyonunun belirtileri nelerdir?

Yüksek kan basıncı( tansiyon), ödem (şişme) ve idrarda fazla miktarda protein kaybı hastalığın klasik tablosudur. Kan basıncı yüksekliği en önemli bulgu olup 140/90 mm Hg ‘nın üstündedir. Tek başına kan basıncı yüksekliği preeklampsi tanısı için yeterli değildir. Odem yani şişlikler belli bir dereceye kadar gebelikte özellikle ayak bileklerinde görülebilir ve  normal olarak değerlendirilir. Ancak hastalık durumunda bütün vücutta ellerde yüzde görülen ödem, istirahatle azalmaz ve bazen kısa sürede hızlı kilo artışına neden olabilir. Gebelikte doğal olarak idrarda belli bir miktarda bulunabilen protein, gebelik hipertansiyonunda idrarla fazla miktarda atılır.

Ağır hastalık durumunda ise hastalar görme bulanıklığı baş ağrısı, baş dönmesi, kulakta çınlama, donukluk, bilinç değişiklikleri, bulantı, kusma, karın üst bölgesinde ağrı, idrar çıkımında azalma gibi yakınmalarla başvurabilirler. Bu belirtilerin mevcudiyeti, eklampsi denilen epilepsi (sara hastalığı) nöbetlerine benzer tablonun görüldüğü ileri evre hastalık riskinin yüksek olduğunu gösterir.

 

Anne ve Bebek sağlığı nasıl etkilenir?

Gebelik hipertansiyonunda annenin vücudundaki damarlarda genel bir daralma (vazokonstrüksiyon), bundan dolayı da kan basıncında yükselme söz konusudur. Bunların neticesinde, beyin, karaciğer, böbrekler ve rahim gibi organlara giden kan akımında azalma olur. Annede adı geçen organlar bundan zarar görürken bebeğin eşinin de (plasenta) etkilenmesi ile bebeğe giden kan akımında azalma söz konusu olur. Bu durum uzun vadede, bebekte gelişme geriliğine, kilo alınımda azalma bazen de duraklamaya yol açabilir. Bebeğin gelişimi için önemli olan bebeğin içinde bulunduğu amnion sıvısının miktarı azalabilir.

Bu hastaların yaklaşık %20’sinde de “HELLP Sendromu” denilen klinik tablo gelişir. Bu durum, kan kırmızı hücrelerinin parçalanması, karaciğer fonksiyonlarında bozulma ve kanın pıhtılaşmasında görev yapan hücrelerin (trombosit) sayısında azalma ile karakterize, anne ve fetüs sağlığını ciddi olarak tehlikeye sokan bir durumdur. Bu hastalarda kontrol edilmesi güç iç kanamalar görülebilir.

 

Gebelik Hipertansiyonun tedavisi nasıl yapılır?

Gebelik hipertansiyonu teşhisi konulan hastaların yakın takip ve tedavisi önemlidir. Bu konuda bilinçlendirilen hastalar kan basıncı değerlerini yakın takip etmelidirler. Kan basıncı yüksekliğinin anneyi etkileyip etkilemediğini anlamak için gerekli muayene ve testler yapılmalı ve gerektiği sıklıklarla tekrarlanmalıdır. Bebeğin gelişimi, bebeğe giden kan akımlarının Doppler ultrasonografi ile değerlendirmesi ve bebeğin kalp atımlarının NST (Non-Stres Test) ile değerlendirilmesi ile yapılacaktır.

Gebelik hipertansiyonunun kesin tedavisi doğumdur.  Eğer hafif Preeklampsi söz konusu ve anne adayı 37. gebelik haftasını doldurmuş ise, genellikle doğru yaklaşım suni sancı ile doğum indüksiyonu yani doğumun başlatılmasıdır. Eğer anne ve bebek normal vajinal doğumu tolere edemeyecekse sezaryen planlanabilir.


37. haftanın altında ise, anne ve bebeğin durumu iyi yapılan testlerde sorun saptanmamış ve bebek gelişimi devam ediyor ise doğumu hemen planlamak yerine anne hastane veya evde yakın takip edilebilir. Anne adayına sol yanına dönerek istirahat etmesi, bebek hareketlerini iyi takip etmesi, gebelik takiplerine düzenli  gelmesi belirli aralıklarla kan basıncını takip ve kayıt etmesi tavsiye edilmelidir. Daha sık yapılan muayenelerde, annenin tansiyon ölçümü, kilo değişiklikleri vücutlarındaki ödem miktarı değerlendirilir ve kan- idrar testleri tekrar edilir. Bebek ultrasonografi ve NST ile değerlendirilir. Testlerde sorun saptanması durumun kötüleşmesi durumunda doğum planlanır.

Ağır preeklampsi durumunda, anne adayı gebeliğinin geri kalan kısmını büyük ölçüde hastanede geçirmesi gerekebilir. Eklamptik nöbetlerin önlenmesi için magnezyum, kan basıncı değerleri yüksek ise antihipertansif tedavi başlanması muhtemeldir. 34 hafta ve daha büyük gebeliği olan olgularda doğum planlanmalı, 34. haftanın altında gebelik söz konusu ise bebeğin akciğer gelişimini hızlandırmak amaçlı ile anneye steroid tedavisi verilmelidir. Doğum eylemi sırasında ve doğumdan sonra ilk 48 saatte annenin yakın takibi devam etmeli, eğer başlanmış ise magnezyum veya antihipertansif tedaviye devam edilmelidir. Doğumdan sonra, hafif preeklampsi hastalarının kan basınçları genellikle hızla normale dönerken, ciddi preeklampsi vakalarında tansiyon yüksekliği haftalarca devam edebilir. 

Gebelik Hipertansiyonundan nasıl korunulabilir?

Şu ana kadar olan veriler ışığında preeklampsiden  bilinen bir korunma yolu bulunmamaktadır. İlk gebelikte ağır hastalık, HELLP sendromu, eklampsi mevcudiyeti, bebekte gelişme geriliği olması durumunda, aile öyküsü ve damar hastalığı olması halinde sonraki gebelikte tekrarlama olasılığı artmaktadır. Bu risk faktörlerinin varlığında, kalsiyum, düşük doz aspirin, balık yağı, magnezyum, E ve C vitamin tedavileri denenebilir.  Ancak bu tedavilerin hastalığı önleme de faydalı olduğunu öneren bazı çalışmalar olsa da sonuçlar tartışmalıdır.

Yapılacak en iyi şey, gebelik kontrollerine hiç aksatmadan düzenli olarak gidilmesidir. Her vizite, anne adayının preeklampsi açısından gerekli değerlendirilmesi yapılacaktır. Preeklampsi sinyallerinin anne adayları tarafından da bilinmesi, sağlık çalışanlarını uyararak en kısa zamanda uygun tedavinin başlatılması açısından önemlidir.