Osteoporoz

Osteoporoz


Hastalarda en sık görülen yakınma omurgadaki çökme kırık veya kırıklarına bağlı sırt ağrısıdır. Omurga kırıkları kendiliğinden birdenbire oluşsa da sıklıkla ağır kaldırma ya da öksürme gibi basit travmalarla da oluşabilir.   Kronik sırt ağrısı, boy kısalması, omurgada kamburlaşma şeklindeki şekil bozukluğu ve sinirlere olan bası nedeni ile kuvvet kaybı ortaya çıkabilir.  Kalça kırıkları osteoporozun en ciddi komplikasyonudur. 45 yaş üstü insanlardaki kırıklarının %70i osteoporoza bağlı gelişir.  Yapılan istatistikler 65 yaş üzeri her 3 kadından birinde omurga kırığı, 80 yaş üzerinde ise her 3 kadından birinde ise kalça kırığı olduğunu göstermiştir.  Yaşam boyu kırık riski kadınlarda %40 erkeklerde ise %13 olarak saptanmıştır.

Kemik kütlesi ve kemik kaybı Yeterince uzun yaşayan herkes için osteoporoz kaçınılmaz bir süreçtir.  Bir insanın yaşamı boyunda edinebileceği en yuksek kemik kütlesine tepe kemik kütlesi adı verilir ve tepe kemik kütlesine 25-30 yaşlarda ulaşılır.   Bu yıllardan sonra kadınlarda ve erkeklerde her yıl kemik kütlesinden %0.3-0.5 oranında kayıp yaşanır.   Bu oran menopoza giren kadınlarda ve özellikle menopozun ilk yıllarında yaklaşık 10 kat artmaktadır ( yılda %3-5).  Tepe kemik kütlesinin ve sonraki kemik kayıplarının genetik olarak belirlendiği tahmin edilmektedir. Kaç çeşit osteoporoz var? Osteoporoz primer ve sekonder olarak iki gruba ayrılmaktadır.  Primer osteoporoz menopoz sonrası (Tip 1) ve yaşa bağlı (Tip2) şeklinde sınıflandırılmaktadır. Sekonder osteoporozda ise osteoporoza sebep olan belirli bir hastalık vardır. Menopozda görülen osteoporoz, osteoporozun en sık görülen tipidir ve 50-75 yaş arası kadınlarda yumurtalıklardan artık hormon salgılanmasının bitmesi ile ortaya çıkar.
 
Osteoporoz için risk faktörleri nelerdir?
Değiştirilebilenler ve değiştirilemeyenler
Osteoporoza bağlı gelişen kırıklar önemli maddi ve manevi kayıplara yol açmaktadır.  Osteoporoz ve osteoporoza bağlı gelişen kırıklar için risk faktörleri tanımlanmıştır.  Bu risk faktörlerinden bazıları değiştirilebilen bazıları ise değiştirilemeyen risk faktörleridir. Yüksek risk altındaki bireylerin değişitirilebilen risk faktörlerine göre yaşam tarzlarını şekillendirmeleri kırıkları önlemede çok önemlidir.  Değişitirilemeyen risk faktörlerinin en önemlisi genetiktir.  Ailede birinci derecede akrabalarda özellikle annede osteoporoza bağlı kalça kırığı öyküsü olması önemli bir risk faktörüdür. Irk da değiştirilemeyen bir risk faktörüdür. En düşük kemik kütlesi beyaz ırkda görülür. Değiştirilemeyen risk faktörleri arasında yaş ve cinsiyet de yer almaktadır. 30-35 yaşlar arasında kemik yapım ve yıkımı denge durumundadır. Bunda sonra genetik olarak belirlenmiş kemik kaybı başlar ve kadınlarda erkeklere göre daha fazladır. Menopoz yıllarında östrojen salınımındaki azalma ile birlikte kadınlarda risk artar. Primer hiperparatiroidizm,hipertiroidizm, hipogonadizm gibi bazı hastalıklar kortizon kullanımı, kalsiyum ve D vitamini eksiklikleri osteoporoz gelişimine katkıda bulunur Değiştirilebilen risk faktörlerinin en önemlisi yetersiz fiziksel aktivitedir. Kalsiyum içeren besinlerin yetersiz tüketimi de değiştirilebilen risk faktörleri arasındadır. Çocukluk ve adolesan dönemde ne kadar çok kalsiyum alınırsa tepe kemik kütlesi o kadar fazla olur ve yaşlanma ile kadın ve erkekte osteoporoz ve osteoporoza bağlı kırık riski azalır. Düşük vücut ağırlığı osteoporoz riskini arttırır. Yağ hücreleri östrojen üreterek kemikleri osteoporozdan korur.

Sigara osteoporoz riskini iki kat arttırır.
Nikotin östrojenin yıkımını arttırır ve menapozun başlangıcını hızlandırır. Alkolizm osteoporoz riskini büyük oranda arttırır. Alkolizme eşlik eden yetersiz beslenme, düşük kalsiyum alımı, karaciğer hasarı ve düşük östrojen düzeyleri riski arttırır. Aşırı miktarda alınan alkol kemiğin başlıca yapı taşlarının emilimini azaltır. Aşırı yağ tüketimi, yetersiz beslenme osteoporoz için risk faktörüdür. Kalsiyum, fosfor, magnezyum,çinko, mangan, bakır boron, silika , vitaminler (D,C,K,B6,B12,Folik asit) Proteinler ve esansiyel yağ asitlerinin kemik oluşumuna katkıları vardır ve yeterli miktarda alınmalıdır. Özellikle diyetle alınan kalsiyum yetersiz olduğu zaman vücudun ihtiyacı olan kalsiyum kemiklerden kullanılmaya başlanır ve kemik yıkımı yapımından fazla olur.
Erken menopoz osteoporoz gelişmesinde önemli bir risk faktörüdür. Pek çok ilaç kemikleri zayıflatır. Kortizon ve türevlerinin 3 aydan fazla kullanımı osteoporoz için major risk faktörüdür. Epilepsi ilaçları, kanı sulandırıcı ilaçlar ve kanser ttedavisinde kullanılan bazı ilaçlar osteoporoz için risk faktörüdür.

Aşırı kahve tüketimi idrarda kalsiyum atılımını arttırır.
Günde 4 fincandan fazla kahve içilmemeli ve kahvenin neden olduğu kalsiyum kaybını karşılamak üzere yeterli miktarda kalsiyum alınmalıdır.
Osteoporoz gelişiminde ; 65 yaş üstü , omurgada çökme kırığı, 40 yaş üzerinde düşük enerjili travma ile kırık öyküsü, ailede birinci derece yakınlarda kalça kırığı öyküsünün varlığı, 3 aydan uzun süre kortizon kullanımı, düşme, erken menopoz major risk faktörleridir.
Minör risk faktörleri ise kalsiyumdan fakir beslenme, sigara kullanımı, aşırı alkol alımı, aşırı kahve tüketimi, düşük vücut ağırlığı, 25 yaşındaki vücut ağırlığının %10 undan fazla kilo kaybı, romatoid artrit, tiroid hastalıkları, kronik heparin tedavisidir.

Tanı nasıl konur?
Dünya Sağlık Örgütü osteoporozu kemik mineral yoğunluğu sonuçlarından çıkan ölçümlere göre derecelendirmektedir. Yapılan ölçümlerde tüm vücut, bel omurları, kalça kemiği ve ön kol da kemik yoğunluğu ortalamaları hastanın kendi yaş gurubu ve genç erişkinlere göre belirli ortalamaların altında ise osteoporoz tanısı konulur.

Tedavi

National Osteoporosis Foundation’ın Osteoporozu Önleme ve Tedavi Önerileri (2003)
1. Kadınlar Osteoporoz risk faktörleri açısından bilgilendirilmelidir.
2. 65 yaş üstü menapoz sonrası tüm kadınlara kemik yoğunluğu ölçümü yapılmalıdır
3. Kırıkları olan menapoz sonrası tüm kadınlar 65 yaşın altında olsa bile osteoporoz açıısndan değerlendirilmeli ve kemik yoğunluğu ölçümü yapılmalıdır.
4. Kırık, düşük vücut ağırlığı, sigara gibi bir ya da daha fazla risk faktörü olan 65 yaş altı menapoz sonrası tüm kadınlara kemik yoğunluğu ölçümü yapılmalıdır.
5. Tüm hastalara yeterli kalsiyum ( günde en az 1200mg, gerekirse takviye) ve D vitamini (günde 400-800 IU) almaları önerilmelidir.
6. Hastalara sigara kullanımını bırakmaları önerilmelidir.
7. Omurga ya da kalça kırığı olan tüm hastalara osteoporoz tedavisi uygulanmalıdır.
8. Önceden kalça ya da omurga kırığı dışında kırıkları olan 70 yaş üzeri hastalarda kemik yoğunluğu ölçümüne gerek olmadan osteoporoz tedavisi uygulanmalıdır.
Tedavi seçemnekleri arasında alendronat risedronat gibi bifosfonatlar, kalsitonin, östrojen, parathormon ev selektif östrojen resertör modülatörü raloksifen bulunmaktadır.

Koruyucu Önlemler ve Tedavi

Osteoporoz gelişme riskini azaltan koruyucu önlemler çocuklukta başlar. Osteoporozu olmayan kişiler için de koruyucu önlemler aynı derecede önemlidir.
Kalsiyum: Kalsiyum alımı özellikle çocukluk çağında çok önemlidir. İskelet büyüme çağlarında ne kadar çok kalsiyumdan zengin diyet tüketilirse ulaşılabilecek doruk kemik kütlesi o kadar yüksek olur. Yaşa Bağlı olarak alınması gereken günlük kalsiyum 500-1500 mg arasındadır
1-3 yaş 500 mg
4-8 yaş 800 mg
9-18 yaş 1500 mg
19-50 yaş 1200 mg
51 yaş üstü 1500 mg
D vitamini kalsiyumun barsaklardan emilimini arttırır. Magnezyum, boron, bakır, mangan, çinko, strosiyum, florür ve fosfor diğer yararlı minerallerdir.

Düzenli egzersiz: Ayakta yerçekimine karşı yapılan; yürüyüş, koşu, ip atlama gibi egzersizler kemikleri güçlendirir. Düzenli fiziksel aktivite kemik kaybının hızını yavaşlatır ve kemik kütlesinin artışına katkıda bulunur. Osteoporoz tedavisinde yürüyüşe ek olarak; denge, koordinasyon, postür, kas kuvvetlendirici egzersizler de yapılmalıdır. Yapılan araştırmalar denge egzersizlerinin yaşlı kadın ve erkeklerde düşmeyi %50 önlediğini bildirmektedir. Düşmelerin önlenmesi kırık riskini azaltır. Genç yaştan itibaren düzenli spor yapan kişilerde menapoz yaşına geldiklerinde egzersiz yapmayanlara göre kemik kütlesinde %40’lara varan fazlalıklar görülebilmektedir. Hareketsiz ve yatağa bağımlı hastalarda kemik kütlesi hızla azalır. Osteoporoz tedavisinde mümkümse hergün, haftada en az 3 gün yarım saat süreyle tempolu yürüyüş önerilmektedir.
Düşmelerin engellenmesi İlaç Tedavisi: Yerleşik osteoporozu olan hastalarda koruyucu önlemlere ek olarak ilaç tedavisi de yapılmaktadır. Amaç daha da fazla kemik kaybının ve dolayısyla kırıkların engellenmesidir.
Menopoz döneminde oluşan osteoporozu
Hormon Replasman Tedavisi
Alendronat(Fosamax): Postmenopozal osteoporozun önlenmesi ve tedavisinde günde 10 mg ya da haftada 70 mg
Risedronat (Actonel): Postmenopozal osteoporozun önlenmesş ve tedavisinde günde 5 mg ya da haftada 35 mg
İbandronat (Bonviva) Ayda tek doz 150 mg
Raloksifen (Evista)
Paratiroid hormonu- teriparatid PTH: Enjektabl form kırık riski yüksek kişilerde önerilmektedir.
Kalsitonin

Yazan: Dr. Nazan Canbolat