Rahim Nakli Teknik ve Etik Sorunlar Nedeniyle Nasıl Bir Gelecek Vaat Ediyor?

Rahim Nakli Teknik ve Etik Sorunlar Nedeniyle Nasıl Bir Gelecek Vaat Ediyor?


Rahmin kaybedilmesi ya da işlevini yerine getirememesi kadınlar için ciddi psikolojik, ailevi ve sosyal sorunlara neden olmaktadır. Rahmin doğuştan olmaması ya da yeterince gelişmemiş olması, kanser ya da miyom gibi hastalıklar nedeniyle erken yaşta alınmış olması, kürtaj veya diğer müdahaleler nedeniyle bebeğin yerleşeceği boşlukta açılması mümkün olmayan yapışıklıkların olması gibi nedenlerin bugün için bilinen yegane tedavisi taşıyıcı anne kullanılarak çiftin genlerine sahip bir çocuğa sahip olması ya da evlat edinmedir. Rahim nakli bu tedavilere alternatif olarak ileri sürülmüştür. Taşıyıcı anneliğin toplumsal ya da dini nedenlerle kabul görmediği durumlarda rahim nakli yegane seçenek olarak karşımıza çıkmaktadır. Rahim nakli ayrıca kadına genetik çocuğunu kendisinin taşıma olanağı sunmaktadır.

Organ nakli hayatı tehdit eden organ yetmezliklerinde (kalp ve karaciğer gibi), hayatı tehdit etmeyen organ yetmezliklerinde (dializ ile yaşamını idame ettiren böbrek yetmezliği olguları), organ fonksiyon bozukluklarında (ellerin kaybedilmiş olması) ya da ciddi kozmetik problemler nedeniyle (yüz nakli) uygulanmaktadır. Organ nakli hem majör bir cerrahiyi gerektirmekte hem de erken ve geç postoperatif dönemlerinde bağışıklık siteminin baskılanması ve nakledilen organın vücut tarafından reddi nedeniyle ciddi sorunlara yol açabilmektedir. Bu nedenlerden dolayı organ naklinin etik anlamda kabul edilebilir olması için gerçek ve yadsınamayacak bir endikasyonun olması gerekmektedir. Bu perspektiften bakıldığında rahim naklinin oldukça tartışmalı bir işlem olduğunu söylemek yanlış olmayacaktır.

İlk rahim nakli 2000 yılında Sudi Arabistan’da gerçekleştirilmiş ancak 2 adet kanamasını takiben rahimi besleyen damarların tıkanması sonucunda alınması gerekmiştir. Bunu takiben yine Sudi Arabistan’dan 2009 yılında 4 olgu sunulmuş (ASRM 2009) ancak bu olgulardan ikisinde erken dönemde diğer ikisinde de daha geç dönemde rahim alınmıştır.

İlk rahim naklini takip eden 10 yıl icinde hayvanlarda çok sayıda çalışma yapılmıştır. Bu çalışmaların yayınlanan sonuçlarına göre teknik pek başarılı görünmemektedir. Fare ve koyunlarda rahim naklini takiben gebelik ve doğum bildirilmiş olsa da insana daha yakın türler olan maymunlarda işlem özellikle gebelik oluşması anlamında başarısızlıkla sonuçlanmıştır.

Ülkemizde ilk rahim naklini gerçekleştiren Akdeniz Üniversitesi ekibi cesaretli girişimleri nedeniyle tebrike şayandır. Hastaya nakledilen rahimin fonksiyon kazanıp kazanmayacağını ve tüp bebek yöntemi ile gerçekleştirilebilecek bir gebeliği destekleyip desteklemeyeceğini ise zaman gösterecektir. Bu süre içinde işlemin henüz deneysel olduğu ve uzun vadeli sonuçlarının bilinmediği gerçeği vurgulanmalı hastalar sahte umutlara yönlendirilmemelidir.