Myom Embolizasyonu

Myom Embolizasyonu


Dr. İzzet Rozanes, Dr. Bülent Urman:  Amerikan Obstetrik ve Jinekoloji Akademisi (ACOG) , A grubu bilimsel kanıtlara dayanarak rahim atardamarını (uterin arter) tıkama işleminin miyom tedavisinde güvenli ve etkin bir seçenek olduğunu Ağustos 2008 uygulama önerilerinde açıklamıştır. 
Bilimsel araştırmaların sonuçlarına göre rahim atardamar tıkama işlemi miyom tedavisinde etkin ve güvenli bir seçenektir. Hastalar rahim atardamar tıkama seçeneğini değerlendirmeye alırken huzurlu olabilirler. A Grubu bilimsel kanıt herhangi bir tedavinin etkin ve güvenli olduğunun kanıtlanmış olduğu anlamına gelir.  ACOG uygulama önerileri Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanlarına tedavi seçenekleri konusunda kılavuzluk etmek amacıyla yayınlanır. Şikayete yol açan miyomları olan hastaların bir kısmı uterin arter embolizasyonu için iyi bir aday olabilir.  Bu seçeneği deneyimli bir Girişimsel Radyoloji Uzmanı ile tartışmaları yararlı olacaktır.

Tedavi seçenekleri tartışılırken öcelikle alt karına yönelik bir kontrastlı MR incelemesi ile yapılması gerekir.
 Hastaların çoğunluğu Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanlarınca Ultrasonografi ile incelenmiştir. Özellikle embolizasyon adaylarının MR ile incelenmesi miyomların sayısı ve yeri konusunda daha ayrıntılı bilgi vererek tedavi planlamasının daha sağlıklı yapılmasını sağlar.

Miyom nedir?
Miyomlar rahmin kas tabakasından kaynaklanan selim (kanserli olmayan) kitlelerdir. Fibroid, fibrom, leiyomiyom ve fibromiyom olarak da anılırlar. Çok değişik boyutlarda olabilirler. Bazıları küçük bir kavun kadar büyüyebilirler.  Hastaların çoğunluğunda rahimde birden fazla miyom mevcuttur. Miyomlar her zaman yakınmaya yol açmamakla birlikte şiddetli kanama ve ağrı nedeni olabilirler.  Gebelik sırasında miyomlarda büyüme görülebilir. Bu büyümede yükselen östrojen hormonu seviyelerinin etkisi olduğu düşünülmektedir.   Gebelik sırasında büyüyen miyomlar doğumu takiben küçülerek çoğunlukla gebelik öncesi boyutlarına geri dönerler. Miyomlara bağlı yakınmalar menopoz sonrası da genellikle geriler. Menopoz sonrasında hormon alan kadınlarda miyomlar büyümeye devam edebilir ve yakınmalara neden olabilirler.

Subseröz miyom: Uterusun dış tabakasına yakın bölgelerinden kaynaklanırlar. Genelde kanamaya yol açmazlar. Diğer organlara bası ve kitle etkisi nedeniyle karın ve bel ağrısına ağrısına yol açabilirler. Bazen saplı olabilirler.

İntramural miyom: En sık rastlanan miyomlardır. İçe doğru büyüyerek rahmin boyutlarını arttırırlar. Kanama, karın ve bel ağrısı ve karnın alt tarafında basınç hissine yol açabilirler.

Submüköz miyom: Rahmin en iç tabakasında yer alırlar. En nadir rastlanan miyomlar olmakla birlikte en sık şikayetlere yol açan miyomlardir. Çok küçük bir submüköz miyom bile şiddetli kanamalara ve uzun süren adet dönemlerine yol açabilir.

Miyomların görülme sıklığı: 35 yaş ve üstü kadınların %20-40’ında kayda değer boyutlara ulaşmış miyomlar mevcuttur.  

Miyomların belirtileri:  Miyomların çoğu şikayete yol açmazlar. Miyomları olan kadınların sadece %10-20’si tedaviye ihtiyaç duyarlar. Genellikle aşağıda sayılan yakınmalardan biri görülür. 
-Kanama, uzun süren adet dönemi, pıhtılı kanama, aşırı kanamadan dolayı kansızlığın yol açtığı halsizlik.
-Karnın alt tarafında ağrı ve bası hissi.
-Bel ve bacak ağrıları.
-Cinsel birleşme sırasında ağrı.
-Sık idrara çıkma
-Kabızlık, gaz ve şişkinlik hissi.
-Karında büyüme.

Teşhis: Miyom teşhisi jinekolojik muayene ve ultrasonografi incelemesi ile  konabilir. Ultrasonografinin myonların tam olarak yerlerini belirlemede yetersiz kaldığı durumlarda MR incelemesi yararlıdır ve en uygun tedavinin seçiminde yardımcı olur. 

Tedavi:  Miyomların tedavisinde hastanın yakınması yoksa hiçbir şey yapmadan beklenebilir.  Sadece miyomun boyutlarına ya da büyüme hızına bakılarak girişim önerilmesi doğru değildir.  Miyomların büyüme hızları değişkendir ve büyüme hızı ile kanser arasında ilişki saptanmamıştır.  Tedavi miyoma bağlı olabilecek yakınmaları olan kadınlarda yapılmalıdır.  Klasik olarak miyomların tedavisi cerrahi olarak kabul edilmektedir.  Rahmin korunması gereken durumlarda sadece miyom veya miyomların alınması (miyomektomi) tercih edilir.  İleri yaşta ve artık çocuk istemeyen kadınlarda ise miyomlarla beraber rahmin de alınması (histerektomi) operasyonu uygulanır.  Cerrahi için uygun olmayan olgularda veya cerrahi müdahale istenmeyen durumlarda ise miyom embolizasyonu giderek daha fazla popülarite kazanan bir yöntem haline gelmiştir. 

Histerektomi ameliyatı öncesi ikinci bir fikir alma: Miyomların embolizasyonu nispeten yeni bir tedavi olduğundan doktorların bir çoğu tarafından yeterince tanınmamakta ve önerilmemektedir. Miyom nedeniyle size histerektomi ( rahmin alınması ) ameliyatı önerildi ise bu konuyu iyi bilen bir Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı ya da Girişimsel Radyolog tarafından değerlendirilmeyi talep edebilirsiniz.

Rahim atardamarı tıkama (embolizasyon)işlemi: Bu konuda eğitim görmüş bir Girişimsel Radyolog tarafından uygulanır. İşlem sırasında genel anesteziye gerek olmaz, hasta uyanık kalır. Diğer anjiografi işlemlerinde olduğu gibi kasık bölgesine minik bir kesi ile yerleştirilen bir kateter kullanılarak tedavi yapılır. Kateter rahmi besleyen damarlara yöneltilir. Rahim atardamarlarına minik tıkaçlar atılır. Tıkaçlar miyomların beslenmesini engelleyerek büzüşmelerini sağlar.

Nekahat dönemi: Genellikle hastanede bir gece kalmak yeterli olur. Yatış sırasında ağrı kesici ilaçlar verilir. İşlemden 2-3 gün sonra gündelik aktivitelere dönülebilir. 7-10 gün sonra her şey normale döner.

Embolizasyonun etkinliği:  Hastaların %85-90’ı kanama ve ağrı yakınmalarının ortadan kalktığını bildirirler.  Tedavi büyük miyomların ve çok sayıda miyomların varlığında da etkilidir.  Yakınmaların yinelemesi çok ender görülür. Bir çalışmada embolize edilmiş miyomların 6 yıl sonra da büyümediği saptanmıştır.  A.B.D.’de 2004 yılından beri yılda 13000-14000 kadın bu yöntemle tedavi edilmektedir.  Teknik yeni değildir. Doğum sonrası kanamaların (postpartum hemoraji) tedavisinde Girişimsel Radyologlar tarafından 20 yılı aşkın bir süredir uygulanmaktadır.  Bu işlem sırasında kullanılan tıkaçların FDA onayı mevcuttur.  İşlem önceleri miyomektomi ameliyatı öncesinde kan kaybını azaltmak için uygulanmıştır. Ameliyatta miyomların küçüldüğü görülünce işlem birincil tedavi haline dönüşmüştür.

Rahim atardamar tıkamanın doğurganlıkla ilişkisi: Uterin arter embolizasyonu sonrası sağlıklı bebek doğumu ile sonuçlanan çok sayıda hamilelik bildirilmiştir. Ancak rahim atardamar tıkanması ile doğurganlık ilişkisi bilimsel çalışmalarla net olarak ortaya konulmuş değildir. Eğer gebelik beklentisi mevcutsa Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanıyla bu konunun ayrıntılı olarak tartışılması yararlı olacaktır. Rahim atardamar tıkanması sonrası hastaların %2’sinden azının erken menopoza girdiği bildirilmiştir.

İşlemin riskleri: Rahim atardamar tıkama işlemi oldukça güvenli bir girişimdir. Ancak her tıbbi girişimde olduğu gibi komplikasyonlar bildirilmiştir. En sık rastlanan komplikasyon antibiyotiklerle tedavi gerektiren enfeksiyondur. %1’den daha düşük oranlarla rahmin cerrahi olarak çıkartılmasını gerektiren komplikasyonlar bildirilmiştir. Doğru seçilmiş olgularda rahim atardamar tıkamanın komplikasyon oranları histerektomi ve miyomektomi ameliyatlarına oranla çok daha düşüktür.

Konu hakkında detaylı bilgi için beni arayabilirsiniz.  Tel:  0.212. 219 12 02



Doktora Sor